Türk edebiyatında "Fecr-i Ati" şiirinin önemli temsilcilerinden Haşim, 1887 yılında Bağdat'ta dünyaya geldi.
İlk şiirini henüz 13-14 yaşındayken kaleme aldı, babasının Arap vilayetlerinde sürdürdüğü memuriyeti nedeniyle ilk öğretimine farklı şehirlerde devam etti.
Annesini 8 yaşındayken kaybeden şairin çocukluğu, "Şiir-i Kamer" adlı eserinde işaret ettiği yalnızlık ve acı duygusuyla Dicle kıyılarında geçti. Şiirlerinde bahsettiği kadın sevgili değil, annedir. Çocukluğunda yaşadığı annesizlik şiirlerinde yalnızlık ve acıyı anlatmasına sebep olmuştur.
Haşim, annesinin vefatının ardından babasıyla İstanbul'a geldi. Bir süre Numune-i Terakki okuluna giden yazar, daha sonra Galatasaray Lisesi'nde eğitime başladı. Lisede 13-14 yaşındayken yazdığı, öğretmeni Tevfik Fikret'in etkilerinin görüldüğü, "Hayal-i Aşkım" başlıklı ilk şiiri, Ömer Seyfettin'in de yazdığı "Mecmua-i Edebiye" dergisinde yayımlandı.
Sanata ve edebiyata lisede ilgi duyan şair, 1909'da başlayan Fecr-i Ati hareketine katıldı ve kısa süren bu hareketin sanat anlayışını hayatı boyunca sürdüren tek sanatçı oldu.
İlk şiir kitabı "Göl Saatleri" büyük beğeni topladı
Usta edebiyatçı, mezuniyetinin ardından bir süre Reji İdaresi'nde memur olarak çalıştı.
Mekteb-i Hukuk'ta eğitim alan Haşim, İzmir Sultanisi'nde Fransızca öğretmenliğine atandıktan sonra hukuk öğreniminden vazgeçti.
Ahmet Haşim, İzmir'e yerleşip 1910-1912'de öğretmenlik, 1912-1914'te ise Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı.
I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla dört yıl ihtiyat zabiti olarak Yakup Kadri Karaosmanoğlu'yla savaşa katılan şair, bu dönem Anadolu'nun birçok yerini gördü.
Usta edebiyatçı, savaş sonrası Düyun-u Umumiye İdaresi'ne, bu kurumun dağılmasının ardından ise Osmanlı Bankası'na girdi.
Ahmet Haşim, memurluk yaparken İstanbul'da çıkan "Akşam" ve "İkdam" gazetelerinde fıkra, tenkit ve kronikler yazdı. Gazetede yazılarının bir kısmını daha sonra "Gurabahane-i Laklakan" adlı kitabında toplayan Haşim, "Dergah" dergisinde 1921'de yayımlanan şiirlerinin bir kısmını ise "Göl Saatleri" adlı kitapta okurun beğenisine sundu.
Türk şiirinde Yahya Kemal Beyatlı'dan sonra saf (öz) şiirin en önemli temsilcisi olarak Ahmet Haşim gösterildi.
Böbrek rahatsızlığı tedavisi için Paris'e ve Frankfurta gitti ancak iyileşemeden döndü.
Ahmet Haşim, şiirlerinde musikiye de yer verirken empresyonizmle sembolizmin etkisiyle eserlerini ele aldı."Sanat için sanat" anlayışını benimseyen başarılı edebiyatçı, şiirlerinde imge ve iç ahenk bakımından zengin bir üslup kullanırken Türk edebiyatında "akşam şairi" olarak tanındı. Karanlıkla aydınlık, gurup ve tan vakitleri arasında müphem (belirsizlik) zamanların betimlemesini sıkça yapmasından dolayı insanlar onun yeterli yüz güzelliğine sahip olmadığı düşüncesiyle sadece bu zamanlarda dışarı çıktığını ve bu yüzden bu zamanları bu kadar betimlediğini düşünüyorlar. Halbuki bunun yüz güzelliğinden değil bağlı olduğu akımın etkisinden kaynaklı olduğunu söylemek daha doğru olur. Çünkü sembolizm okuyucunun hayal dünyasına seslenir, anlatımında netlikten ziyade belirsizlik vardır
"Ömrüm benim için bir ateşti" diyen usta yazar, yaşamının son günlerinde "Güzin" ismiyle seslendiği Zarife Özgünlü ile evlendi.
Haşim, hastalığı nedeniyle 4 Haziran 1933'te Kadıköy'deki evinde, 49 yaşında vefat etti ve Eyüp Mezarlığı'na defnedildi.
Usta edebiyatçının eserleri şöyle:
"Göl Saatleri" (1921), "Piyale (1926), "Bize Göre" (1928), "Gurebahane-i Laklakan" (1928), "Frankfurt Seyahatnamesi" (1933) Ahmet Haşim Bütün Şiirleri (Vefatından sonra 1987)